Bir Garip Yolculuk

18:45:00


  Ben hiçbir zaman gezi yazısı yazmadım  . Yani yazmak isterim ve aynı zamanda çok gezen biriyim ama yazmayı becerebileceğimi düşünmüyorum . Şuraya gidin , şunu yapın tarzı bir yazı benim için çok zor ama orada gezerken yaşadıklarımı anlatabilirim  sanırım , zira bir yere gittiğimde başıma gelmeyen olay kalmıyor 😂 bakınız orman maceraları  . Ama bir gün belki yazarım bilemiyorum , şimdi büyük konuşmayayım .

  Başıma gelenleri anlatmadan önce , birkaç ay öncesine gitmemiz lazım , çünkü hikaye orada başlıyor. Bilenler vardır belki , benim en çok gitmek istediğim iki yer , Bosna - Hersek ve Kudüs  - birde Mekke ve Medine de var tabi ki ama oralara daha önce gittiğim için demedim ama inşallah yeniden gidebilirim - . Sürekli baskı yapıyorum gidelim gidelim diye ama kimse dinlemiyor . Bir gün beni,  kalk Saliha , Bosna'ya gidiyoruz diye uyandırıyorlar , tahmin edin nasıl uyandığımı , fırladım yanlarına gittim . Meğerse babamın çocukluk arkadaşı varmış , onu ziyaret edelim dediler , bizimkiler bunları konuşurken ben kafayı yiyorum , gerçekten Bosna'ya gitmeyi çok istiyordum . Ama ne oldu tahmin edin ben o kadar umutlandıktan ve her şeyi kendimce ayarladıktan sonra vazgeçtiler , baya baya vazgeçtiler . Ben kaç gün atar yaptım , bilmiyorum , yani niye vazgeçtiler ki , halen anlamıyorum .


  Ben öyle günlerce atar yapıp , her şeyi Bosna'ya gitmemeye bağlayınca , Bosna'ya gitmedik bari bir Konya'ya gidelim dediler . Ben atar yapıyorum , gitmeyeceğim banane triplerindeyim ama kimsenin umurunda da değil . Bu sırada da kardeşim Teog sınavına girdi , ben anneannemlere gidicem diye tutturdu , zaten 5 gün vaktimiz var oradan oraya zor olur desem de , yine dinlenmedim ve ilk Konya sonra da Isparta'ya gitmeye kararı aldılar - aldılar diyorum çünkü kimse beni takmıyor 😐 - .

  Neyse kardeşim sınavdan çıktı , öğlen eve geldi bizde hazırlanıp çıktık . Benim psikoloji dipte , suratım asık , ilkbaharda benim sinirlerim oynuyor , bir anda ağlamak geliyor bir anda da gülmek , işte böyle bir andayım . Ama yolda ilerledikçe , yeşillikler artmaya , her yer ağaç olmaya başladı . Ben onları seyrederken nasıl mutlu olmaya başladım anlatamam , ilerledikçe sevincim arttı, güzellikleri fark ettikçe insan , mutlu oluyor  . Sonra düşünmeye başladım niye üzüldüğümü , aklıma hiçbir sebep gelemedi - kendini anlayamama vol bilmem kaç - .


  Bu sırada da, kardeşlerim , annem hep uyuyorlar , bende aşırı sıkılıyorum , o zamanda babamla uğraşıyorum , konuşup duruyorum , aklıma gelen her şeyi soruyorum ama babam bu sırada hayattan soğuyor . Babamın yolda çok uykusu geliyor aynı zamanda , aslında onu uyanık tutarak iyilik yapıyorum ama işte kıymetimi kimse bilmiyor .

  Bazen de uyku açmak için hep birlikte şarkı söylüyoruz , kardeşim ve benim genlerimiz annemler tarafına çekmiş , iş yok seslerde , şarkı söylemeye kalkınca , bir hindi acı çekiyor gibi ses çıkıyor 😂 , Allah'tan küçük kardeşim , baba tarafına çekmiş , onu kurtardık 😂 .

  Neyse biz kargaların intihar etmesine yol açacak , konserler icra ediyorken , hava karardı , tarlalar ile çevrili yollarda zifiri karanlıkta gidiyoruz . Bir anda etrafımızı gri bir duman kapladı , ışık yok ki, ne olduğunu anlayalım , hepimiz çığlık atmaya başladık , annem araba yanıyor sanmış , babam başka bir araba yanıyor sanmış , bense nerede olduğumuzu bilmediğimizden orman yangının içine düştük sandım . O sırada arabayı durdurmak için az daha kaza yapıyorduk , arabanın içi çığlık çığlık , annem arabadan inmeye çalışıyor , babam durmaya çalışıyor , kardeşimin rengi kaçmış zaten , tam şenlik yeri yani . Peki bizi bu kadar korkutan neymiş , anız . Gece gece anız yakıyorlarmış , bir sürü söylendim orada , zaten anız yakmak çok sağlıksız bir şey, çevreye ciddi zararları var,  niye halen yakılıyor anlamıyorum .

  Aradan saatler geçti , fakat biz bir türlü Konya'ya varamadık , tam oflayıp poflarken , sonunda vardık ama saat gece yarısı olmuş bile . Konya'ya geldik güya ama burası bir acayip bir yer , navigasyon bizi saçma sapan yerlere götürüyor . Hayatımda ilk defa gerçek bir keko gördüm , hayatımın şokuydu , gözlerim fal taşı gibi açıldı , kol kola girmiş ateş başında ayin mi yapıyor dans mı ediyor bir şey yapıyorlardı . İstanbul da büyüdüm ama hiç , meşhur bağcılar kekosu denen tiplerden görmemiştim ama Konya da gördüm . Yani ne diyeyim şimdi , sanki ufkum genişledi , çok önemli bir şeymiş gibi anlatıyorum ama ben gerçekten korktum o anda . Bir kaç tane öyle keko oluşumu gördük bu sırada , tabi yine ben belgesel izliyormuş gibi hissetmedim değil 😂 . Zor ve korkulu da olsa kalacağımız yeri bulduk , biraz garip bir yerdeydi , dedim ya sürekli kekolar gördük diye .

  Sabah 5 - 6 gibi uyandık ve yola çıktık , tabi biz şok , o saatte nasıl toplanıp yola çıktık diye , çok yavaş hareket ederiz biz normal de . Kahvaltı edecek yer aramaya başladık , tabi ki Google amcaya danıştık . Şehrin en yüksek binası sanırım yada en yükseklerinden biriydi , en üst katında restoranmış , yorumlar güzel olunca gittik oraya . İlk terastan şehri izledik , sonra en üst katta ki restorana çıktık . Kardeşim yüksekten çok korkar , o bir kötü oldu , diyor bu bina sallanıyor , bende dalga geçiyorum onunla . Ama biraz sonra bir baktım gerçekten de o kat dönüyormuş , şehrin manzarasının hepsini görülebilsin diye , tek bir katı öyle yapmışlar . Bizimle aynı zamanda gelen , iki üç öğrenci grubu vardı , onlarda katın döndüğünü fark edince bir korktular , baya yaygara oldu 😂 . O sırada ben duramadım , saçma esprileri yapmaya başladım , Konya da bina bile mesneviden ders almış diye - tamam vurmayın 😂 - . Daha iğrençlerini de yapmadım değil ama şimdi anlatırsam , bana karşı ciddi bir soğuma yaşayabilirsiniz, zaten ailemin bir ara beni evlatlıktan ret etmeyi düşünmeye başladılar bence .

  Sonrasında şehri dolaştık , Konya  yüzölçümü en büyük şehir olunca şehir merkezini de büyük beklemiştim ama öyle çok büyük değildi . Merkezi çok hızlı gezdik , aşırı sıcaktı , benim başıma güneş geçti , kafam dönüyor , gözlerim kararıyor ama halen geziyoruz , o kadar geldik gezicez diyorlar , tabi ben bunları biraz geç algılıyorum . Kardeşlerim sürekli anneanneme gidicem diye mızmızlanıyordu bir yandan , babamda pes etti artık , son olarak yemek yiyelim sonra gideriz diyor . Yemek dedim de , o nasıl yemekti , hayatımda yediğim en güzel yemeklerdendi , yeniden yemek için bir hafta sonu kaçamak yapıp geleceğim 😜 .

  Yine yola çıktık , yollar boylu boyunca yeşildi . Yeşil ne güzel şey yaa , baktıkça rahatladım . Sevinçten ne yapacağımı şaşırdım , bolca video çektim , tam doğru saatlerde oradan geçiyorduk , nasıl güzel bir ışık var anlatamam , tam tabloluk fotolara göre ama bizimkiler , hayır durmayalım diye bıdı bıdı yapıyor , ben de açaydım gollarımı gitme diyeydim gibi bakıyorum yola . Ama namaz vakti girince mecbur bir köyde durduk . Köyü görmeliydiniz nasıl güzel , birde doğru ışık saati ya , ben deliriyorum sevinçten , köylü amca vardı bana bakıyor bu zavallı ne yapıyor , yazık pek de gençmiş der gibiydi , hahahaha .


  Böyle yarı zorla yarı mecburi arabayı durdurarak yolda fotolar çeke çeke Isparta'ya geldik . Cuma gecesi geldik pazartesi sabahı da İstanbul'a döndük , orada daha önceki seferlere göre olaysız geçti , ben diken üstündeyim bir şey çıkacak diye . Yani bir şey olmadan dönünce , daha çok şüpheye düştüm , normal hayata alışık değil bünye napsın 😂 . Böylece eve dönmüş oldum,  acayip bir yolculuktu , güzel yanı da normal olmaması zaten . Bir daha böyle bir yazı yazma düşüncesini uzun süre rafa kaldırıyorum , nedense çok zorlandım ve doğru düzgün yazamadım , sen düz blogger olmaya devam et Saliha, gezi bloggerlığı senlik değil . Düz bloggersın , blogger kal ...



You Might Also Like

4 yorum

  1. Dönen kat neymiş ya ..hemde öyle yüksek yüksek..hak etmiş o espriyi:)

    Avuç içi kadar şehir merkezleri gerçeği ile ilk tanıştığım vakitler ben de şaşırmıştım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi ama :D
      Yani birde yüz ölçümü büyük bir şehir olunca insan çok şaşırıyor :D

      Sil
  2. içince genelde kahkahalar atıp, yerim sizi diye ufak çığlıklar attığım bir diziden geliyorum(arada birkaç garip oluşuma saydırıp poşet torbasını yumrukladığım da oldu ama onları saymıyorum), kafam kayık sayılabilir zaten hafif. Ama bu blog yazısı beni iyice bozdu, evde yalnız olmanın güzelliklerinden yararlanarak garip mutluluk hareketleri yapıyorum :D Özellikle mesneviden ders aldım kısmı harikaydı >P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne izledin öyle , hahaha :D bana artık alıştılar , saçma harekelerimi garipsemiyorlar :D Poşet torbası yumruklamak mı O.O arada deneyeyim bari :D
      Çok teşekkürler yorumun çok mutu etti beni :D

      Sil